Arı Irkları Tehlike Altında!

Arı ve Arıcılık tehlike altında! Yaklaşık 40 yıldır arıcılık alanında önemli çalışmalara imza atan Prof. Dr. Ahmet Güler, yerli arı ırklarının yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduÄŸunu belirtti. Türkiye’nin..

Arı Irkları Tehlike Altında!
Yayınlanma: Güncelleme: 422 views

Arı ve Arıcılık tehlike altında!

Yaklaşık 40 yıldır arıcılık alanında önemli çalışmalara imza atan Prof. Dr. Ahmet Güler, yerli arı ırklarının yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduÄŸunu belirtti. Türkiye’nin dünyadaki arı ırkının yüzde 23’üne sahip olduÄŸunu ifade eden Güler, Çin’den sonra en fazla Türkiye’nin arı kolonisine sahip olduÄŸunu vurguladı. Bebek mama çantası gibi çeÅŸitli yollarla Türkiye’ye yılda en az 50 bin ana arının sokulduÄŸunu bildiren Güler, bu sebeple yerli ırklar genetik karışıma uÄŸrayarak ırk özelliklerini kaybettiÄŸini ifade etti. Buna karşı gümrüklerde yetiÅŸmiÅŸ elemanların bulundurulması gerektiÄŸini dile getiren Güler, yerli ırkları korumak için kaçakçılığın önüne geçilerek ıslah çalışmalarının yapılması gerektiÄŸini kaydetti.

“Irklarımızın çok önemli bir kısmı ırk özelliklerini kaybetmiÅŸ durumda”

Bal arasının ana vatanın Afrika olduÄŸunu belirten Güler, “Afrika’dan sonra yerleÅŸtiÄŸi ve adapte olduÄŸu ilk yer Anadolu’dur. 8 milyon koloni ile Türkiye Çin’den sonra en fazla koloniye sahip ülkedir. Daha da önemlisi 7 iklim bölgemize adapte olmuÅŸ arı ırklarımız var. Dünyadaki arı genetik çeÅŸitliliÄŸinin yüzde 23’ü Anadolu topraklarında bulunuyor. Ama bu ırklar bu genetik çeÅŸitlilik çok büyük tehlike altında. Bunun sebebi; arı ırklarımız yüksek verim vermiyor diye yurt dışından ana arı getiriliyor. Oysaki Türkiye’ye arı giriÅŸi yasaktır. Ama kaçak yollardan Türkiye’ye yılda en az 50 bin ana arı giriÅŸi yapılıyor. Kaçak getiriliyor. Bu arılar bebek mama çantası, cepte ve çeÅŸitli yollarla ülkeye sokuluyor. Bu ana arılar ülkemize geldiÄŸinde, yerli ırklarımız genetik karışıma uÄŸrayarak kendi ırk özelliklerini kaybetmeye baÅŸlıyor. Elimizdeki verilere göre zaten arı ırklarımızın çok önemli bir kısmı ırk özelliklerini kaybetmiÅŸ durumda. EÄŸer önlem alınmazsa çok kısa bir gelecekte geri kalan ırklarımız da kaybetmiÅŸ olacağız. İlgili bakanlığın mutlaka bir ÅŸeyler yapması gerekir. Gümrüklerde, havaalanlarında ana arı giriÅŸine karşı önlem alınmalı. Bu noktalarda iÅŸin uzmanı olan yetiÅŸmiÅŸ eleman bulundurmamız gerekiyor. Bizim arılarımız milyonlarca yıldır bu bölgelere adapte olmuÅŸtur. Buradaki olumsuz koÅŸullarla mücadele etmesini öğrenmiÅŸlerdir. Ama genetik karışıma maruz kaldıklarında. Bu özelliklerini kaybediyorlar, daha hırçın hale geliyorlar ve özelliklerini kaybediyorlar. Bu çok önemli bir konudur” dedi.

“Yarın ‘arı vermiyoruz’ derlerse o zaman ne yapacağız”

Yurt dışından arı getirilmesinin sürdürülebilir bir çözüm olmadığını ifade eden Güler, “Dünyada mevcut olan çiçekli bitkilerin en az yüzde 68’i arılar sayesinde geleceklerini devam ettirebiliyorlar. Çünkü bu çiçeklerdeki döllenmeyi bal arıları yapıyor. Siz bir yabancı arı getirdiÄŸiniz zaman oradaki çiçeÄŸi bilmiyorsa, oradaki bitki de döllenemiyor. Onun için bu yurt dışından ana arı getirilen bu sistemde sürdürülebilirlik yoktur. Yurt dışından yabancı arıların gelmesiyle çok büyük kayıplar veriyoruz. Çok büyük olumsuzluklar yaşıyoruz. Bu mutlaka engellenmeli. Bu konu ÅŸu anda arıcılık sektörünün en önemli sorunudur. Bazı arı yetiÅŸtiricilerimiz ÅŸu aÅŸamada yüksek verimden ötürü belki fazla para kazanabiliyorlar. Ama biz bu ırkları sürekli yurt dışından getirirsek oralara bağımlı hale geleceÄŸiz. Yarın ‘arı vermiyoruz’ derlerse o zaman ne yapacağız” diye konuÅŸtu.

“Bal verimi yüksek, hastalıklara dirençli arılar ıslah edelim”

Yerli arı ırklarının korunması için bazı önlemlerin alınması gerektiÄŸini dile getiren Güler, “Öncelikle kendi arı ırklarımızı önce korumamız gerekiyor. Daha sonra belli özellikler yönünden bunları ıslah edelim. Bal verimi yüksek, hastalıklara dirençli olan arılar ıslah edelim. Ama bu ıslah çalışması bir örgütlenme ile mümkündür. Bu bireylerin ve iÅŸletmelerin tek başına yapabilecekleri bir ÅŸey deÄŸildir. Bizim üniversite olarak kendi ıslah çalışmalarımız var ama bu yeterli deÄŸildir. Bakanlık organizasyonunda; üniversiteler, birlikler, arı yetiÅŸtiricileri ve özel sektör mutlaka bu iÅŸin merkezinde yer almalıdır” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

HoÅŸ Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Åžifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.