SON DAKİKA

Samsunhaberci.com

BAHÇELİ : OLAYA KATOGORİK BAKMIYORUZ!İLKELERİMİZ VAR

Bu haber 17 Haziran 2015 - 9:45 'de eklendi ve Bu Haber 165 Sefer Okundu kez görüntülendi.
BAHÇELİ : OLAYA KATOGORİK BAKMIYORUZ!İLKELERİMİZ VAR

MHPP

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, EtikHaber’e tarihi bir röportaj vererek gündem ve koalisyon tartışmalarına dair çok önemli açıklamalar yaptı

Bahçeli,”Çözümde anlaşanlar, koalisyonda da ortaklık kurabileceklerdir.

Bizim hesap vereceğimiz yegâne merci Türk milletidir.

Türkmenlere sahip çıkmak bizim için şeref meselesidir.

Hırsız ve hainler el üstünde tutulmasın.”

İşte Sayın Devlet Bahçeli’nin Tarihi Röportajı

EtikHaber: Efendim böylesi yoğun ve karmaşık bir gündem içinde röportaj teklifimizi kabul etmeniz bizim için çok anlamlı. Öncelikle teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Devlet Bahçeli: EtikHaber, İnternet medyasının tutarlı, istikrarlı ve ilkelerinden ödün vermeyen parlak bir yüzüdür. Milli ve ahlaki çizginizden ayrılmadan yayınlarınızı sürdürüyorsunuz. Bu durum ve duruş başlı başına takdiri hak ediyor. Bana göre doğru haberciliğin yükselen değeri EtikHaber’dir. Bu nedenle sizleri tebrik ediyorum.

EtikHaber: Türkiye’nin hal ve gidişatı ortada. Siyaset sancılı bir süreçten geçiyor. 7 Haziran’da Milletvekilliği Genel Seçimi yapıldı. Acaba Türkiye’de neler oluyor, nereye gidiyoruz?

Devlet Bahçeli: 7 Haziran sonrasını masaya yatırmadan evvel, öncesine bakmak isabetli olur. Nereden geldiğimizi tartışmadan, hangi gelişmeleri yaşadığımızı anlamlandırmadan karşımıza çıkan meseleleri kavrayamayız.

Çok ağır, çok keskin bir siyasi kampanya dönemi yaşadık. Sanıyorum Türkiye böylesi siyasi propaganda dönemine hiç tesadüf etmedi.

AKP, devletin her türlü imkânını gözü dönmüşçesine kullandı. Valiler, kaymakamlar, diğer bürokratlar AKP lehine faaliyet yürüttü, işlenen onca suça ortak oldular.

AKP devlet gücünü yanına ve arkasına alarak siyaset yaptı. Tek parti rejiminin provaları, otokrat bir yönetimin ön çalışmaları hızla, hevesle icra edildi.

Herkesin gözü önünde Anayasa ve yasalar adeta rafa kaldırıldı.

Maalesef ki, hukuk devleti ilkesi tedavisi zaman alacak derin bir yara aldı.

7 Haziran öncesinde demokratik nezaket, demokratik tahammül sıfırı tüketti.

Hepimizin ödediği vergilerle ayakta duran TRT, alenen AKP propagandasına memur edildi, yandaşlığa görevlendirildi.

Muhalefetin sesi kısıldı, Erdoğan ve AKP hükümetine her imkân sunuldu.

Bu haksızlık, bu hukuksuzluk, bu yanlı ve tarafgir olumsuzluklar kolay kolay hafızalardan çıkmayacaktır.

7 Haziran’dan önce siyasal ve toplumsal kutuplaşma tehlike sınırlarını, kritik eşikleri anormal ölçülerde aştı.

AKP, iktidarı kaybetmemek için her yola müracaat etti. Çünkü bu zihniyetin iktidardan düşmesi elbette sonu demekti. Tüm hesaplar, tüm planlar, tüm kurgular AKP’nin iktidarı üzerine bina edildi.

Demokrasi zarar gördü, siyaset itibar ve prestij kaybetti.

İleri demokrasi edebiyatı yapanlar, ilerlemiş hazımsızlıklarıyla milli iradeyi baskılamaya, milli iradeyi çembere almaya kalkıştı.

Hamd olsun başaramadılar, amaçlarına ulaşamadılar.

EtikHaber: Peki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın meydanlara çıkmasına ne diyeceksiniz? Size göre bu tavrı seçim sonuçlarını nasıl etkiledi?

Devlet Bahçeli: Bir defa Erdoğan hem hukuken, hem vicdanen, hem de ahlaken büyük bir yanlışın tarafı olduğunu söylemeliyim.

Anayasa’ya aykırı hareket etti. Tarafsızlığını ihlal ve imha etti.

Şeref ve namus üzerine ettiği yemini çiğnedi.

Dolayısıyla taşıdığı makamın saygınlığına yazık etti.

Eminim ki, AKP’ye oy veren vatandaşlarım ve AKP yöneticileri dahi bundan rahatsızlık duymuşlardır.

Erdoğan AKP’deki erimenin önüne geçmek için canını dişine taktı. Muhalefetle kavga etti. Hakaret ve iftiradan medet umdu.

İmam Hatip Liselerini istismar etti, Kabe dedi, Kudüs’ü diline doladı. Yetmedi, başörtüsüne sığındı, eline Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’i alarak mitingler düzenledi. Fakat bu kara propaganda cevap bulmadı, ilgi görmedi.

İnsanlarımızın inançlarını sorguladı.

Dinimizi cepheleşme vasıtası olarak gördü, inanan-inanmayan tasnifine tevessül etti.

Tıpkı Başbakanlık yaptığı dönemlerde olduğu gibi, önüne geleni suçladı, önüne gelene saldırdı.

Biliyorsunuz, her gittiği yerde, her konuştuğu zeminde 400 milletvekili istedi. Milletin tarafıyım dedi, fakat gönlünde yatan bir aslan olduğunu söyleyerek sandıkta AKP’yi adres gösterdi.

Milletimizin tercih ve seçimi üzerine ipotek koymak için çok uğraştı.

Erdoğan alışılmışın dışında bir Cumhurbaşkanı olacağım demişti, ne var ki aziz milletimiz buna cevaz vermedi, bu aldatmaya şans tanımadı.

Oturmuş, olgunlaşmış ve yerleşmiş teamüllerin dışına taşmasına müsaade edilmedi.

7 Haziran’da yeni Türkiye saplantısı ve savrukluğu duvara tosladı, bozguna uğradı.

Erdoğan’ın parlamenter sistemi bekleme odasına alma teşebbüs ve dayatması ağır bir yenilgi aldı.

Parlamenter sistemi odaya hapsetme, devreden çıkarma, ortadan kaldırma sinsiliği püskürtüldü.

Ve nitekim dört bir koldan takdim ve propagandası yapılan başkanlık sistemi de ölü doğan bir proje olmaktan kurtulamadı.

Erdoğan aslında kendi makamını bizzat kendi fiil ve eylemleriyle tartışmaya açtı.

Cumhurbaşkanı olarak meşruiyetini gölgeledi, saygınlığını zedeledi.

Oysaki Türk milleti, Erdoğan’a 10 Ağustos 2014’de Cumhurbaşkanı olma yetkisini lütfetmişti.

Fakat Erdoğan bunu idrak edemedi, özümseyemedi. Dahası bir türlü kabullenemedi, eski hastalıklarından arınamadı.

Eğer siyasete bu kadar meraklı idiyse AKP’nin başından niçin ayrıldı?

Milletin adamı sloganı altında kaçak ve karanlık saraya niçin çıktı?

Azerbaycan dönüşü uçakta, “Cumhurbaşkanlığı makamının tartışma konusu yapılmasını doğru bulmam” diyor.

Şu işe bakın ki, bu tartışmayı açanın bizatihi kendisinin olduğunu gözden kaçırmaya çalışıyor.

Bir Cumhurbaşkanı’nın böylesi bir duruma düşmesi ülkemiz adına kayıptır.

Biz bunları nasıl unutalım, Milliyetçi Hareket Partisi’ne söylenmiş kurşun gibi sözleri nereye koyalım?

Erdoğan’ın 7 Haziran’ı başkanlık referandumuna dönüştürme çabasını, devlet baskısıyla yürüttüğü rejim ve sistem operasyonunu nasıl görmezden gelelim?

Hülasa, Erdoğan milletimizden talep ettiği desteği alamadı. Türkiye tek adam sultasının kıyısından döndü. Türkiye’yi şirket gibi yönetme arzusu sonuç vermedi.

Seçim sonuçlarına baktığımızda, Erdoğan’ın meydanlara çıkmasının AKP’ye oy kaybettirdiği gerçeği çıkıyor.

Bu tabloyu AKP’nin Genel Başkanı iyi okumalı.
Artık saray kamburundan kurtulup siyasi rüştünü ispat edecek cesaret ve dirayeti gösterebilmeli.

Bundan sonra Erdoğan için iniş ve gerileme vaktidir.

Eğer demokrasi üzerindeki zorlamalarını sürdürüp, siyasete yön vermeye, Türkiye’yi bunaltmaya ve milletimizi germeye ısrarla devam ederse kaybeden yine kendisi olacaktır.

Kaldı ki, Sayın Davutoğlu bu gelişmelerden ders çıkarmalıdır.

Hasar raporunu iyi okumalıdır.

Hepsinden önemlisi kendi ayakları üzerinde duracak basiret ve beceriyi sergileyebilmelidir.

Aksi takdirde büyüyen siyasi girdap AKP’yi yutacaktır.HABERİN KAYNAĞI İÇİN GİRİN

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA